08 Eylül 2014

Liv & Ingmar: Painfully Connected (2012)


Geçen hafta bir gece yarısı -hiç aklımda yokken- izlemeye başladım, 'Liv & Ingmar'ı. Sinema içerikli sitelerde 'dokümanter film' başlığıyla etiketlenen yapım, Liv Ullmann'ın 1965-70 yılları arasında Yönetmen Ingmar Bergman ile yaşadığı birliktelik ve sonrası üzerine içten bir nehir söyleşi aslında. Bergman'a ait aşk mektuplarından seslendirilen bölümlerle de derinlik kazanan öykü, tümüyle Ullmann'ın bakış açısından aktarılmış. Bergman'ın en sevdiğim sinemacılardan biri olması ve aşkın 'ne mene' bir şey olduğunu hatırlatması sebebiyle, büyük bir keyif alarak izledim. Anlatı, tarafların ilişkisini şekillendiren altı ayrı evreden oluşuyor; aşk, yalnızlık, öfke, acı, özlem ve dostluk. Başka bir deyişle, içerisinde bir tek ayrılığa yer olmayan 42 yıllık bir ilişki. Mekan ise Bergman denilince ilk akla yer; İsveç'in Fårö Adası.

Liv Ullmann ve Ingmar Bergman

Hem iş hem özel hayatlarında birlikte olan çiftin arasında zamanla baş gösteren kreşendo, ortak çalıştıkları filmlerde bir mizansen, bir söz ya da bir mimik biçiminde patlak vermiş yeri geldiğinde. Mesela; 'Skammen a.k.a Shame' (1968) filminin rüzgarlı havalarda denizde çekilen tekne sahnelerinde, Ullmann'ı soğuğa karşı dirençli olmayan kıyafetlerle çekim yapmaya zorlayan Bergman, ilişkilerinde yolunda gitmeyen şeylerin acısını sevdiği kadından böyle çıkarmış (kendisi de parka giyerek çalışmış). Liv Ullmann da benzer karşılıklar vermekten geri durmamış tabi. Ancak bugün 74 yaşında olan oyuncunun Bergman'a karşı olan hislerinde hiç bir şeyin değişmediğini gözlerinden, ses tonundan rahatlıkla anlayabilirsiniz. Eee, Bergman gibi bir adamın Stradivarius'u olmak kolay baş edilebilir bir durum olmasa gerek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder